Halide Edip Adıvar (1884-1964) Pazartesi, Apr 2 2007 

http://www.uaa.k12.tr/eng/library/halide%20edip.jpg

Türk romancı. Siyasal alanda da etkinlik göstermiştir.

İstanbul’da doÄŸdu. Kimi kaynaklara göre doÄŸum yılı 1884′tür. İngiliz terbiyesiyle yetiÅŸmesini isteyen babası onu Üsküdar Amerikan Kız Koleji’nde okuttu. Orada Rıza Tevfik’den (Bölükbaşı) Fransız edebiyatı dersleri aldı ve DoÄŸu’nun mistik edebiyatını dinledi. Sonradan evlendiÄŸi Salih Zeki’den de matematik dersleri alıyordu. Koleji 1901′de bitirdi. 1908′de gazetelere yazmaya baÅŸladığı kadın haklarıyla ilgili yazılardan ötürü gericilerin düşmanlığını kazandı. 31 Mart Ayaklanması’nda bir süre için Mısır’a kaçmak zorunda kaldı. 1909′dan sonra eÄŸitim alanında görev alarak öğretmenlik, müfettiÅŸlik yaptı. Balkan Savaşı yıllarında hastanelerde çalıştı. Gerek bu çalışmaları, gerekse müfettiÅŸliÄŸi sırasında İstanbul semtlerini dolaÅŸması, ona çeÅŸitli kesimlerden insanları tanıma fırsatını verdi. 1919′da Sultanahmet Meydanı’nda, İzmir’in iÅŸgalini protesto mitinginde yaptığı etkili konuÅŸma ünlüdür. 1920′de Anadolu’ya kaçarak KurtuluÅŸ Savaşı’na katıldı. Kendisine önce onbaşı, sonra da üstçavuÅŸ rütbesi verildi. Savaşı izleyen yıllarda Cumhuriyet Halk Fırkası ve Atatürk ile siyasal görüş ayrılığına düştü. 1917′de evlenmiÅŸ olduÄŸu ikinci kocası Adnan Adıvar ile birlikte Türkiye’den ayrıldı. 1939′a kadar dış ülkelerde yaÅŸadı. O yıllarda konferanslar vermek üzere Amerika’ya ve Mohandas Gandi tarafından Hindistan’a çaÄŸrıldı. 1939′da İstanbul’a dönen Adıvar 1940′ta İstanbul Üniversitesi’nde İngiliz Filolojisi Kürsüsü baÅŸkanı oldu, 1950′de Demokrat Parti listesinden bağımsız milletvekili seçildi. 1954′te istifa ederek evine çekilmiÅŸ ve 1964′te ölmüştür.

http://www.turizm.gov.tr/TR/resimgoster.aspx?DIL=1&BELGEANAH=91187&RESIMISIM=haidedip-r.jpg

Adıvar’ın Seviye Talip (1910), Handan (1912) ve Son Eseri (1913) gibi ilk romanları aÅŸk öyküleri anlatan yapıtlardır. Yazar kahramanlarını yakıp yıkan bir sevgiyi dile getirmek istediÄŸi için kiÅŸilerin iç dünyasına yönelir ve bu sevginin zamanla bir tutkuya dönüşmesini sergiler. Bu yapıtların önemli özelliÄŸini, birbirine benzeyen ve ondan önceki Türk romanlarında bulunmayan kadın kahramanlarda aramak doÄŸru olur. Yazarın asıl amacı kadın kahramanların kiÅŸiliklerini erkeklerin gözüyle deÄŸerlendirmek olduÄŸu için, romanlarının anlatıcısı olarak bu kadınlara âşık erkekleri seçer ve fırtınalı bir aÅŸk öyküsünü onların anı defterlerinden ya da mektuplarından anlatır. Erkek (bazen kadın da) evli olduÄŸu için, kaçınılması olanaksız bir iç çatışma, romanların moral sorununu oluÅŸturur ve roman ya kadının ya da erkeÄŸin ölümüyle biter. Adıvar’ın, biraz kendi olduÄŸunu iddia edilen bu kadın kahramanları, yazarın o dönemde ideal saydığı Türk kadınını temsil ederler. Seviye Talipler, Handanlar, Kâmuranlar her ÅŸeyden önce güçlü kiÅŸiliÄŸi olan, haklarını savunan, Batı terbiyesi almış, ama BatılılaÅŸmayı giyim kuÅŸamda aramayan, resim ya da müzik gibi bir sanat alanında yetenek sahibi, yabancı dil bilir, kültürlü ve çekici kadınlardır.

Adıvar 1910 yıllarında Ziya Gökalp, Yusuf Akçura ve Ahmet AÄŸaoÄŸlu ile birlikte Türk Ocağı’nda çalışmaya baÅŸladıktan sonra yazdığı Yeni Turan adlı romanında (1912) yurt sorunlarına eÄŸilir. II. MeÅŸrutiyet döneminde geçen bu ütopik romanda, Yeni Turan adlı idealist bir partinin program ve çalışmalarını anlatırken yeni bir Türkiye’nin hangi saÄŸlam temellere oturtulması gerektiÄŸi hakkında o zamanki görüşlerini açıklamak fırsatını bulur. AteÅŸten Gömlek (1922) ve Vurun Kahpeye (1923) romanlarında KurtuluÅŸ Savaşı sırasında Anadolu’da tanık olduÄŸu olayları, direniÅŸleri, kahramanlıkları, ihanetleri anlatırken kendi gözlemlerinden yararlandığı için daha gerçekçidir. Bununla birlikte, bir aÅŸk sorununun aşıldığı bu yapıtlarda da yüceltilmiÅŸ kadın kahraman yerini korur. Ancak ÅŸimdi, yine olaÄŸan dışı bu kadın, öncekiler gibi bireysel sorunlarla sarsılan kültürlü bir sanatçı olarak deÄŸil, milli dava peÅŸinde erdemlerini kanıtlayan ya da Anadolu’da düşmana karşı savaÅŸan bir yurtsever olarak çıkar karşımıza.

Adıvar’ın ilk yapıtlarında Türk okuruna sunduÄŸu bir yenilik yarattığı bu kadın imgesidir. Bu imge toplumda birbirine karşıt olarak algılanan deÄŸerleri uzlaÅŸtırdığı için önemliydi. Osmanlı -İslam geleneklerine göre ev kadını olarak yetiÅŸtirilmiÅŸ basit ve cahil kadın, o dönemin aydın kesiminin gözünde geri kalmış bir uygarlığın simgesi gibiydi. Öte yandan BatılılaÅŸmış “asrî” kadın da köklerinden kopmuÅŸ, deÄŸerlerini ÅŸaşırmış, namus anlayışı kuÅŸku uyandıran bir kadındı. Adıvar’ın kahramanları iÅŸte bu çeliÅŸkiyi kendilerinde uzlaÅŸtırmakla bir özleme cevap veriyorlardı. Çünkü bunlar hem BatılılaÅŸmış hem de milli deÄŸerlerine baÄŸlı kalmış, hem serbest hem de namus konusunda çok titiz, ahlakı saÄŸlam kadınlardı. GerektiÄŸinde bir erkek gibi spor yapan, ata binen bu kadınlar üstelik diÅŸiliklerini de korumayı baÅŸarmışlardır.

Adıvar’ın en ünlü romanı Sinekli Bakkal’da (1936) ileri bir adım attığını, yeni bir aÅŸamaya vardığını görürüz. İlk romanlarının olay örgüsü bir iki kiÅŸi arasındaki bireysel iliÅŸkilere baÄŸlı olarak geliÅŸirken, II. Abdülhamid dönemindeki Türk toplumunun panoramik bir tablosunu sergileyen Sinekli Bakkal’ın olay örgüsü siyasal, düşsel, toplumsal sorunlarla örülmüş olarak geliÅŸir. Romanın okuru en çok çeken yönü de fakir kenar mahallesi, zengin konakları ve saray çevresiyle II. Abdülhamid zamanının İstanbul’u anlatmasıdır. Ne var ki yazarın amacı bir dönemin Türk toplumunu yansıtmak deÄŸildir yalnızca. Bu felsefi romanda çevrelerin bir iÅŸlevi de belli deÄŸerlerin temsilcisi olmaktır. Sinekli Bakkal mahallesi gelenekleri ve insancıl deÄŸerleri sürdüren halk kesimini; Genç Türkler’den Hilmi ve arkadaÅŸları devrimci aydınları; saray çevresi ise, yozlaÅŸmış yönetici kesimi temsil eder. Roman iki kısma ayrılmıştır. Birinci kısmın ana teması Abdülhamid’in istibdat idaresi karşısında ÅŸiddete baÅŸvurarak devrim yapmanın geçerliliÄŸi sorunudur. Gerçi Adıvar içtenlikle ezilen halktan yanadır, ama gelenekçiliÄŸi ve savunduÄŸu mistik dünya görüşü ÅŸiddete baÅŸvurarak devrim yapmayı onaylamasına izin vermez. Romanda II. MeÅŸrutiyet’in ilanı “asırların kurduÄŸu müesseselerin köklerini” söken, “içtimaî ve siyasî nizam ve intizamı” altüst eden bir devrim olarak nitelenir. DoÄŸru tutum Mevlevî tarikatından Vehbi Dede’nin yaptığı gibi “herhangi bir hayat fırtınasını sükûnetle seyretmek”tir. Yazar devrimden deÄŸil evrimden yanadır. Romanın ikinci kısmında yozlaÅŸmış saray çevresi sergilenirken ana tema olarak Rabia ile Peregrini iliÅŸkisi geliÅŸir ve evlilikle son bulur. Bu evliliÄŸin simgesel anlamı Batı ile DoÄŸu’nun bileÅŸimi olarak yorumlanmıştır. Ama Peregrini’nin “öyle basit ve insanî ananeler” dediÄŸi geleneklere baÄŸlı Sinekli Bakkal mahallesindeki cemaat yaÅŸamına hayran olması, Müslümanlık’ı kabul ederek Rabia ile evlenmesi ve mahalleye yerleÅŸmesi, daha çok DoÄŸu deÄŸerlerinin üstünlüğüne iÅŸaret sayılmaktadır. Ne var ki yazar, Rabia ile Peregrini’nin seviÅŸip evlenmelerine inandırıcı bir hava verememiÅŸtir. Farkedilir ki, olaylar yazarın kafasındaki bir görüşü dile getirmek için tertiplenmekte ve DoÄŸulu kadın ile Batılı erkek yazarın tezi gereÄŸi seviÅŸtirilip evlendirilmektedirler. Birinci kısımda olay örgüsünün doÄŸal geliÅŸimi, farklı dünya görüşlerine sahip kiÅŸiler arasındaki çatışmadan doÄŸan gerilim ve dramatik sahneler, ikinci kısımda yerlerini, zorlama izlenimi veren bir iliÅŸkiye ve saray çevresinin tanıtılmasına bırakınca romanın sanatsal düzeyi düşer.

1943′te CHP Ödülü’nü alan Sinekli Bakkal Türkiye’de en çok baskı yapan roman olmuÅŸtur. Sinekli Bakkal’ı izleyen romanların ise yazarın ününe katkıda bulunacak nitelikte oldukları söylenemez.

Adıvar çeÅŸitli alanlarda etkinlik göstermiÅŸ, siyasal ve toplumsal konularda da hem Türkçe, hem İngilizce kitaplar yazmış, İngilizce’den Türkçe’ye çeviriler yapmıştır. Zamanının dış ülkelerde en çok tanınan Türk yazarı olmuÅŸtur. Yapıtlarından kimileri İngiliz, Fransız, Alman, Rus, Macar, Fin, Urdu, Sırp, Portekiz dillerine çevrilmiÅŸtir.

YAPITLAR: Roman: Heyula, 1909; Raik’in Annesi, 1909; Seviye Talip, 1910; Handan, 1912; Yeni Turan, 1912; Son Eseri, 1913; Mev’ud Hüküm, 1918; AteÅŸten Gömlek, 1923; Vurun Kahpeye, 1923; Kalb AÄŸrısı, 1924; Zeyno’nun OÄŸlu, 1928; Sinekli Bakkal, 1936; Yolpalas Cinayeti, 1937; Tatarcık, 1939; Sonsuz Panayır, 1946; Döner Ayna, 1954; Akile Hanım Sokağı, 1958; Kerim Ustanın OÄŸlu, 1958; Sevda Sokağı Komedyası, 1959; Çaresaz, 1961; Hayat Parçaları, 1963; Öykü: Harap Mabetler, 1911; DaÄŸa Çıkan Kurt, 1922; Kubbede Kalan HoÅŸ Seda, (ö.s) 1974; Oyun: Kenan Çobanları, 1916; Maske ve Ruh, 1945; Anı: Türkün AteÅŸle İmtihanı, 1962; Mor Salkımlı Ev, 1963; DiÄŸer Yapıtlar: Talim ve Terbiye, 1911; Turkey Faces West, 1930; Conflict of East and West in Turkey, 1935; Inside India, 1937; Türkiye’de Åžark-Garp ve Amerikan Tesisleri, 1955; İngiliz Edebiyat Tarihi, 3 cilt, 1940-1949; Doktor Abdülhak Adnan Adıvar, 1956.

Yakup Kadri KaraosmanoÄŸlu (1889-1974) Pazartesi, Apr 2 2007 

http://www.kimkimdir.gen.tr/foto/384.jpg

Türk, romancı ve yazar. Romanlarında Türk toplumunun Tanzimat’tan bu yana çeÅŸitli dönemlerdeki toplumsal gerçekliÄŸini sergilemiÅŸtir.

27 Mart 1889′da Kahire’de doÄŸdu. 13 Aralık 1974′te Ankara’da öldü. İlköğrenimine ailesiyle birlikte gittiÄŸi Manisa’da baÅŸladı. 1903′te İzmir İdadisi’ne girdi. Babasının ölümünden sonra annesiyle yine Mısır’a döndü, öğrenimini İskenderiye’deki bir Fransız okulunda tamamladı. 1908′de baÅŸladığı İstanbul Hukuk Mektebi’ni bitirmedi. 1909′da arkadaşı Åžehabettin Süleyman aracılığıyla Fecr-i Âti topluluÄŸuna katıldı. 1916′da tedavi olmak için gittiÄŸi İsviçre’de üç yıl kadar kaldı. Mütareke yıllarında İkdam gazetesindeki yazılarıyla KurtuluÅŸ Savaşı’nı destekledi. 1921′de Ankara’ya çaÄŸrıldı ve bazı görevler verildi. 1923′te Mardin, 1931′de Manisa milletvekili oldu. Bir yandan da gazeteciliÄŸini ve roman yazarlığını sürdürdü. 1932′de Vedat Nedim Tör, Åževket Süreyya Aydemir, Burhan Asaf Belge ve İsmail Hüsrev Tökin ile birlikte Kadro dergisinin kurucuları arasında yer aldı. SavunduÄŸu bazı görüşler aşırı bulunduÄŸu için Kadro dergisinin 1934′te yayımına son vermek zorunda kalmasından sonra Tiran elçiliÄŸine atandı. Daha sonra 1935′te Prag, 1939′da La Haye, 1942′de Bern, 1949′da Tahran ve 1951′de yine Bern elçiliklerine getirildi. 27 Mayıs 1960′tan sonra Kurucu Meclis üyeliÄŸine seçildi. Siyasal yaÅŸamının son görevi 1961-1965 arasındaki Manisa milletvekilliÄŸi oldu.

http://www.biyografi.net/biyografi/resim/kisi/812.jpg

KaraosmanoÄŸlu yazarlığa Ümit, Servet-i Fünun, Resimli Kitap gibi dergilerde baÅŸladı. Fecr-i Âticiler’in “sanat ÅŸahsî ve muhteremdir” görüşünü paylaÅŸtığı ve “sanat için sanat” yaptığı bu ilk döneminde Nirvana adlı bir oyun, makaleler, denemeler, düzyazı ÅŸiirler ve öyküler yazdı. Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı sırasında ülkenin durumu, sanat anlayışını deÄŸiÅŸtirmesine yol açtı. Türk toplumunun çeÅŸitli dönemlerdeki gerçekliÄŸini sergilemek istediÄŸi için bir ikisi dışında yapıtlarında belli tarihsel dönemleri ele aldı. Kiralık Konak I. Dünya Savaşı öncesinin, Hüküm Gecesi II. MeÅŸrutiyet’in, Sodom ve Gomore Mütareke döneminin, Yaban KurtuluÅŸ Savaşı yıllarının, Ankara Cumhuriyet’in ilk on yılının, Bir Sürgün II. Abdülhamid döneminin iÅŸlendiÄŸi romanlardır. Panorama 1923-1952 yıllarını kapsar. KaraosmanoÄŸlu 1920′lerden sonra iyimser bir devrimci görünümündeyken, sonra umutlarını yitirerek romancılığını devrimci yönde kullanmaktan vazgeçmiÅŸtir. 1955′ten sonra da anı kitaplarından baÅŸka bir ÅŸey yazmamıştır. Romanları arasında en önemli ve ünlüleri Nur Baba, Kiralık Konak ve Yaban’dır.

Nur Baba, KaraosmanoÄŸlu’nun ilk romanıdır. 1922′de kitap olarak çıkmadan önce gazetede yayımlanmıştır. Ama yazılışı ondan sekiz dokuz yıl öncesine gider. O yıllar KaraosmanoÄŸlu’nun Eski Yunan ve Latin edebiyatıyla ilgilendiÄŸi ve Çamlıca’daki bir BektaÅŸi tekkesine devam ettiÄŸi dönemdir. Nur Baba’yı Euripides’in Bakkhalar’ından esinlenerek ve tekkedeki gözlemlerine dayanarak yazmıştır. Roman, tekkenin ÅŸeyhiyle, evli bir kadın arasındaki tutkulu bir aÅŸkın öyküsünü anlatır. İçki, müzik ve seviÅŸmeyle sabahlara deÄŸin süren ayinler, BektaÅŸi töreleri ve tekke yaÅŸamı kitapta büyük yer tutar. Bu ayinlerle Bakkhalar’in ayinleri arasında benzerlik bulan KaraosmanoÄŸlu, romanın kadın kahramanı Nigâr’da cinsel aÅŸktan mistik bir aÅŸka geçiÅŸi göstermek istemiÅŸtir. Ancak okur için romanın ilginç yönü BektaÅŸilik’e iliÅŸkin bilgiler olmuÅŸ ve bu yönü, yapıtın çok satılmasını saÄŸladığı gibi KaraosmanoÄŸlu’nun ününü de yaygınlaÅŸtırmıştır. Ancak KaraosmanoÄŸlu BektaÅŸilik’in sırlarını açıklamak ve üstelik BektaÅŸilik’i küçük düşürmekle suçlandığı için romanın ilk ve ikinci baskılarına yazdığı “izah”larla bu suçlamalara karşı kendini savunmak gereÄŸini duymuÅŸtur.

Bireyci sanattan vazgeçtikten sonra yazdığı ilk roman olan Kiralık Konak’ta KaraosmanoÄŸlu, II. MeÅŸrutiyet yıllarında BatılılaÅŸma hareketinin yol açtığı deÄŸer kargaÅŸasını, geleneklerden ve eski yaÅŸam biçiminden ayrılışı ve kuÅŸaklar arasındaki kopukluÄŸu sergiler. Romanda yazar adına konuÅŸan Hakkı Celis, baÅŸlangıçta yurt sorunlarına karşı ilgisiz, âşık, içli bir ÅŸairken, sonradan bilinçlenerek deÄŸiÅŸir, bireyin deÄŸil, toplumun önemli olduÄŸunu anlar ve “milli ideal” denen bir sevdaya tutulur. Bu ideal geleceÄŸin Türkiye’si ve ulusudur. KaraosmanoÄŸlu romanın öbür kiÅŸilerini ve dolayısıyla toplumu, bu yeni bilince ulaÅŸmış Hakkı Celis’in gözleriyle deÄŸerlendirir ve yargılar. Ona göre geleceÄŸin Türkiye’sinde ne geçmiÅŸin Osmanlı’sının, ne Batı hayranlarının, ne de yurt sorunlarından habersiz, yalnızca sanata tapan bireyci aydınların yeri vardır. Romanın baÅŸ kiÅŸileri gerçi belli tiplere örnek olarak sunulmuÅŸlardır, ama KaraosmanoÄŸlu bunları çok yönlü bireyler olarak yaÅŸatmayı amaçlar.

1942′de CHP Roman ArmaÄŸanı’nda ikinciliÄŸi kazanmış olan Yaban, KaraosmanoÄŸlu’nun en baÅŸarılı romanı sayılır. Anadolu köylüsünün gerçeklerini dile getirdiÄŸi ve Türk aydını ile köylüsü arasındaki uçurumu gözler önüne serdiÄŸi için övülmüştür. Ancak bazı eleÅŸtirmenler de KaraosmanoÄŸlu’nu, köylüye tepeden bakmak ve onu hor görmekle suçlamışlardır. Kiralık Konak ile Sodom ve Gomore’de Osmanlı düşüncesini sürdürenlerle Batı hayranı alafranga sınıfın toplumdaki çürüyen organlar olarak nitelenmeleri gibi, Yaban’da da gerici Anadolu köylüsü yoz bir sınıf olarak sunulur. Yeni ulusu yaratmak görevi de vatanı kurtaracak olan aydınlara düşmektedir. Yaban hem Anadolu’yu ve köylüyü konu edinen ilk önemli roman olmasıyla hem de çirkin bir gerçekliÄŸi ÅŸiirsel bir üslupla dile getirmedeki baÅŸarısıyla Türk roman tarihinde saygın bir yere sahiptir.

Karaosmanoğlu toplumsal sorunlara belli bir siyasal açıdan eğilmiş bir romancı olmakla birlikte, bu sorunlara yaklaşımını elden geldiğince sanatsal bir düzeyde tutmaya çalışmıştır. Ona karşı yapılan eleştiriler daha çok romanlarının içeriğine ve bazen de diline yönelik olmuştur. Ruhsal çözümlemede, karakter yaratmada ve ele aldığı dönemin toplumsal gerçekliğini yansıtmadaki başarısı övgüyle karşılanmıştır.

YAPITLAR (başlıca): Roman: Kiralık Konak, 1922; Nur Baba, 1922; Hüküm Gecesi, 1927; Sodom ve Gomore, 1928; Yaban, 1932; Ankara, 1934; Bir Sürgün, 1937; Panaroma, 2 cilt, 1953-1954; Hep O Şarkı, 1956. Öykü: Bir Serencam, 1913; Rahmet, 1923; Milli Savaş Hikâyeleri, 1947. Anı: Zoraki Diplomat, 1955; Anamın Kitabı, 1957; Vatan Yolunda, 1958; Politikada 45 Yıl, 1968; Gençlik ve Edebiyat Hatıraları, 1969. Çeşitli: Bütün Eserleri (bibliyografya içerir), ilk 15 cilt, (ö.s.), A.Öskırımlı (yay.), 1977-1984

Abdi İpekçi ( 1929)- (01.02.1979) Cumartesi, Mar 31 2007 

http://frazer.rice.edu/~erkan/blog/archives/abdiipekci.jpg

 

929 senesinde İstanbulda doÄŸdu. İlköğrenimini gördükten sonra Galatasaray Lisesini bitirdi. Sonra bir müddet Hukuk Fakültesine devam etti. Yeni Sabah, Yeni İstanbul ve İstanbul Ekspres gibi çeÅŸitli gazetelerde spor muhabiri, sayfa sekreteri ve yazı iÅŸleri müdürü olarak çalıştı. Ali Naci Karacan’ın çıkardığı Milliyet Gazetesinin yazı iÅŸleri müdürlüğünü yaptı. Bir müddet sonra da genel yayın müdürü oldu. 1961 senesinden 1 Åžubat 1979 tarihine kadar aynı gazetenin baÅŸyazarlığını da yürüten Abdi İpekçi, Türkiye Gazeteciler Sendikesi, Türkiye Basın Enstitüsü BaÅŸkanlığı, İstanbul Gazeteciler Cemiyeti ve Uluslararası Basın Enstitüsünün ikinci baÅŸkanlığı, Basın Åžeref Divanı genel sekreterliÄŸi gibi vazifelerde bulundu. 1 Åžubat 1979 gecesi İstanbuldaki evinin yakınlarında kimliÄŸi meçhul kiÅŸi ya da kiÅŸiler tarafından öldürüldü.

http://www.byegm.gov.tr/YAYINLARIMIZ/yuzyil/images/1970-1979/Image202001.jpg

 

 

 

ESERLERİ
Abdi İpekçinin Afrika, İhtilalin İçyüzü, Dünyanın Dört Bucağından gibi eserleri vardır.

Mehmet Akif Ersoy (1873-1936) Cumartesi, Sep 30 2006 


Türk, ÅŸair. İstiklal Marşı’nı yazmış, günlük konuÅŸma dilinin ÅŸiirle kaynaÅŸmasını saÄŸlayarak halkçı bir nazmın doÄŸuÅŸuna ön ayak olmuÅŸtur.

İstanbul’da doÄŸdu, 27 Aralık 1936′da aynı kentte öldü. Bir medrese hocası olan babası doÄŸumuna ebced hesabıyla tarih düşerek ona “Rağıyf” adını vermiÅŸ, ancak bu yapma kelime anlaşılmadığı için çevresi onu “Âkif” diye çağırmıştır. Babası Arnavutluk’un ÅžuÅŸise köyündendir, annesi ise aslen Buharalı’dır. Mehmed Âkif ilköğrenimine Fatih’te Emir Buharî mahalle mektebinde baÅŸladı. Maarif Nezareti’ne baÄŸlı iptidaîyi ve Fatih Merkez Rüştiyesi’ni bitirdi. Bunun yanı sıra Arapça ve İslami bilgiler alanında babası tarafından yetiÅŸtirildi. Rüştiye’de “hürriyetçi” öğretmenlerinden etkilendi. Fatih camii’nde İran edebiyatının klasik yapıtlarını okutan Esad Dede’nin derslerini izledi. Türkçe, Arapça, Farsça, ve Fransızca bilgisiyle dikkati çekti. Mekteb-i Mülkiye’nin idadi (lise) bölümünde okurken ÅŸiirle uÄŸraÅŸtı. Edebiyat hocası İsmail Safa’nın izinden giderek yazdığı mesnevileri ÅŸair Hersekli Arif Hikmet Bey övgüyle karşıladı. Babasının ölümü ve evlerinin yanması üzerine mezunlarına memuriyet verilen bir yüksek okul seçmek zorunda kaldı. 1889′da girdiÄŸi Mülkiye Baytar Mektebi’ni 1893′te birincilikle bitirdi.
(more…)

Evliya Çelebi (1611-1682) Cumartesi, Sep 30 2006 

Türk, gezgin. Gezdiği yerlerde toplumların yaşama düzenini ve özelliklerini yansıtan gözlemler yapmıştır.

Evliya Çelebi b.DerviÅŸ Mehmed Zillî İstanbul’da Unkapanı’nda doÄŸdu, 1682′de Mısır’dan dönerken yolda ya da İstanbul’da öldüğü sanılmaktadır. Babası DerviÅŸ Mehmed Zillî, sarayda kuyumcubaşıydı. Evliya Çelebi’nin ailesi Kütahya’dan gelip İstanbul’un Unkapanı yöresine yerleÅŸmiÅŸti. İlköğrenimini özel olarak gördükten sonra bir süre medresede okudu, babasından tezhip, hat ve nakış öğrendi. Musiki ile ilgilendi. Kuran’ı ezberleyerek “hafız” oldu. Enderuna alındı, dayısı Melek Ahmed PaÅŸa’nın aracılığıyla Sultan IV. Murad’ın hizmetine girdi.
(more…)

Elif Åžafak (1971 - …. ) Cuma, Sep 29 2006 

 

 1971′de Strasbourg’da doÄŸdu. Türkiye’ye dönmeden önce, İlk gençlik yıllarını İspanya’da geçirdi. Yayımlanan 5 romanı bulunmaktadır. Amerika’da İngilizce olarak yazdığı son romanı “THE SAINT OF INCIPIENT INSANITIES“; Farrar, Straus & Giroux (ABD) Yayınevi tarafından 2004 sonbaharında basıldı.

(more…)

Mustafa ArmaÄŸan (1961, Cizre) Salı, Aug 29 2006 

    http://www.turkishtime.org/16/images/42-2-2.jpg

    Urfalı bir anne-babanın çocuÄŸu olarak Cizre’de doÄŸdu (1961).
    İlk ve orta öğrenimini Bursa’da tamamladı.
    İÜ Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümü’nden mezun olduktan sonra çeÅŸitli yayınevlerinde editör olarak çalıştı. 1995-1996 arasında İzlenim dergisinin yayın yönetmenliÄŸini yürüttü.
    Sosyal Bilimler Ansiklopedisi (Risale Yayınları, 4 cilt) ve
    Osmanlı Ansiklopedisi (Ağaç Yayıncılık, 7 cilt) adlı çalışmalarının yayın koordinatörlüklerinde bulundu.
    M. M. Åžerif’in 4 ciltlik İslam Düşüncesi Tarihi adlı derlemesi (İnsan Yayınları, 1990-91) yayına hazırladı. Türkiye Yazarlar BirliÄŸi tarafından iki defa ödüle layık görüldü:
    Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası (F.Capra’dan tercüme, 1989) ve Åžehir,
    ey Åžehir (deneme, 1997).
    Telif kitapları olan Gelenek (1992), Gelenek ve Modernlik Arasında (1995),
    Şehir Asla Unutmaz (1996) ve Bursa Şehrengazi (199 8) dışında derleme ve çeviri olarak çok sayıda kitabı bulunmaktadır.
    Halen Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nda Yayın Bölümü yöneticisi olarak görev yapmaktadır.

Prof. Dr. Seyyid Hüseyin Nasr (1933 - …. ) Pazartesi, Aug 28 2006 

    Prof. Dr. Seyyid Hüseyin Nasr (1933 -  .... )Seyyid Hüseyin Nasr, 7 Nisan 1933 yılında Tahranda doğdu.
    Yüksek öğrenimini ABDde Massachusette Institute of Technologyde fizik dalında yaptı.
    Harvard Üniversitesinde jeoloji ve jeofizik alanında yüksek lisans, bilim tarihi alanında da doktora yaptıktan sonra 1958 yılında İrana döndü.
    Bir süre Tahran Üniversitesinde felsefe ve bilim tarihi profesörlüğünde bulundu.
    1962-1965 yılları arasında Harvardda bilim tarihi dersleri verdi.

    1972 yılında Tahran Üniversitesi rektörlüğüne getirildi.
    Dünyanın birçok yerinde İslâm, felsefe, karşılaştırmalı din ve çevre bunalımı gibi konular üzerine konferanslar verdi. Gifford Lectures (1981), The Cadbury Lectures (1994), Burke Lecture (1995) ve Paul Watson Lecture (1995), Batı üniversitelerinde verdiği önemli ve ünlü konferanslardır. Doğu ve Batı dillerinde 250 civarında makalesi bulunan Nasr, halen ABDde George Washington Üniversitesinde İslâm araştırmaları profesörü olarak görev yapmaktadır.
    Eserleri ; İslâm ve Modern İnsanın Çıkmazı, İslâm’da Düşünce ve Hayat,İslâm ve İlim, Modern Dünyada Geleneksel İslâm, Molla Sadra ve İlahi Hikmet, İslâm Sanatı ve Maneviyatı, Bir Kutsal Bilim İhtiyacı, Kutsalın PeÅŸinde, Makaleler I, Makaleler II, SöyleÅŸiler

Mevlana İdris Zengin (1966 - …. ) Pazar, Aug 27 2006 

    http://fenomen.ritmiksanatlar.com/wp-content/uploads/2006/04/mevlana2-b.gif

    1966 yılında KahramanmaraÅŸ-Andırın’da doÄŸdu.
    İstanbul Hukuk Fakültesi mezunu.
    Çeşitli gazete ve dergilerde şiir, deneme ve masalları yayımlandı.
    Çocuk Edebiyatı alanında ödüller aldı.



    Şiir kitapları:
    Kuş Renkli Çocukluğum ve İyi Geceler Bayım adlı iki şiir kitabı vardır.

    (more…)

Senai Demirci Pazar, Aug 27 2006 



    KiÅŸisel Bilgiler:

    Medeni Durum: Evli, 3 Çocuk
    DoÄŸum Yeri: Samsun/Terme
    DoÄŸum Tarihi: 11.11.1964

    EÄŸitim:
    1983-1990 Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi (İngilizce Tıp Eğitimi), İstanbul
    1982-1983  Ondokuzmayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi (Temel Bilimler), Samsun
    1981-1982 Hacettepe Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu (İngilizce), Ankara
    1975-1981 Terme Lisesi, Samsun, Terme1970-1975 Atatürk İlkokulu, Samsun, Terme

     Lisan:
    Almanca, Orta Derecede,
    İngilizce, İyi Derecede

     Bilgisayar:
    PC Word
    Powerpoint
    Görsel Tasarım Programları
    (more…)

Next Page »