Yakup Kadri KaraosmanoÄŸlu (1889-1974) Pazartesi, Apr 2 2007 

http://www.kimkimdir.gen.tr/foto/384.jpg

Türk, romancı ve yazar. Romanlarında Türk toplumunun Tanzimat’tan bu yana çeÅŸitli dönemlerdeki toplumsal gerçekliÄŸini sergilemiÅŸtir.

27 Mart 1889′da Kahire’de doÄŸdu. 13 Aralık 1974′te Ankara’da öldü. İlköğrenimine ailesiyle birlikte gittiÄŸi Manisa’da baÅŸladı. 1903′te İzmir İdadisi’ne girdi. Babasının ölümünden sonra annesiyle yine Mısır’a döndü, öğrenimini İskenderiye’deki bir Fransız okulunda tamamladı. 1908′de baÅŸladığı İstanbul Hukuk Mektebi’ni bitirmedi. 1909′da arkadaşı Åžehabettin Süleyman aracılığıyla Fecr-i Âti topluluÄŸuna katıldı. 1916′da tedavi olmak için gittiÄŸi İsviçre’de üç yıl kadar kaldı. Mütareke yıllarında İkdam gazetesindeki yazılarıyla KurtuluÅŸ Savaşı’nı destekledi. 1921′de Ankara’ya çaÄŸrıldı ve bazı görevler verildi. 1923′te Mardin, 1931′de Manisa milletvekili oldu. Bir yandan da gazeteciliÄŸini ve roman yazarlığını sürdürdü. 1932′de Vedat Nedim Tör, Åževket Süreyya Aydemir, Burhan Asaf Belge ve İsmail Hüsrev Tökin ile birlikte Kadro dergisinin kurucuları arasında yer aldı. SavunduÄŸu bazı görüşler aşırı bulunduÄŸu için Kadro dergisinin 1934′te yayımına son vermek zorunda kalmasından sonra Tiran elçiliÄŸine atandı. Daha sonra 1935′te Prag, 1939′da La Haye, 1942′de Bern, 1949′da Tahran ve 1951′de yine Bern elçiliklerine getirildi. 27 Mayıs 1960′tan sonra Kurucu Meclis üyeliÄŸine seçildi. Siyasal yaÅŸamının son görevi 1961-1965 arasındaki Manisa milletvekilliÄŸi oldu.

http://www.biyografi.net/biyografi/resim/kisi/812.jpg

KaraosmanoÄŸlu yazarlığa Ümit, Servet-i Fünun, Resimli Kitap gibi dergilerde baÅŸladı. Fecr-i Âticiler’in “sanat ÅŸahsî ve muhteremdir” görüşünü paylaÅŸtığı ve “sanat için sanat” yaptığı bu ilk döneminde Nirvana adlı bir oyun, makaleler, denemeler, düzyazı ÅŸiirler ve öyküler yazdı. Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı sırasında ülkenin durumu, sanat anlayışını deÄŸiÅŸtirmesine yol açtı. Türk toplumunun çeÅŸitli dönemlerdeki gerçekliÄŸini sergilemek istediÄŸi için bir ikisi dışında yapıtlarında belli tarihsel dönemleri ele aldı. Kiralık Konak I. Dünya Savaşı öncesinin, Hüküm Gecesi II. MeÅŸrutiyet’in, Sodom ve Gomore Mütareke döneminin, Yaban KurtuluÅŸ Savaşı yıllarının, Ankara Cumhuriyet’in ilk on yılının, Bir Sürgün II. Abdülhamid döneminin iÅŸlendiÄŸi romanlardır. Panorama 1923-1952 yıllarını kapsar. KaraosmanoÄŸlu 1920′lerden sonra iyimser bir devrimci görünümündeyken, sonra umutlarını yitirerek romancılığını devrimci yönde kullanmaktan vazgeçmiÅŸtir. 1955′ten sonra da anı kitaplarından baÅŸka bir ÅŸey yazmamıştır. Romanları arasında en önemli ve ünlüleri Nur Baba, Kiralık Konak ve Yaban’dır.

Nur Baba, KaraosmanoÄŸlu’nun ilk romanıdır. 1922′de kitap olarak çıkmadan önce gazetede yayımlanmıştır. Ama yazılışı ondan sekiz dokuz yıl öncesine gider. O yıllar KaraosmanoÄŸlu’nun Eski Yunan ve Latin edebiyatıyla ilgilendiÄŸi ve Çamlıca’daki bir BektaÅŸi tekkesine devam ettiÄŸi dönemdir. Nur Baba’yı Euripides’in Bakkhalar’ından esinlenerek ve tekkedeki gözlemlerine dayanarak yazmıştır. Roman, tekkenin ÅŸeyhiyle, evli bir kadın arasındaki tutkulu bir aÅŸkın öyküsünü anlatır. İçki, müzik ve seviÅŸmeyle sabahlara deÄŸin süren ayinler, BektaÅŸi töreleri ve tekke yaÅŸamı kitapta büyük yer tutar. Bu ayinlerle Bakkhalar’in ayinleri arasında benzerlik bulan KaraosmanoÄŸlu, romanın kadın kahramanı Nigâr’da cinsel aÅŸktan mistik bir aÅŸka geçiÅŸi göstermek istemiÅŸtir. Ancak okur için romanın ilginç yönü BektaÅŸilik’e iliÅŸkin bilgiler olmuÅŸ ve bu yönü, yapıtın çok satılmasını saÄŸladığı gibi KaraosmanoÄŸlu’nun ününü de yaygınlaÅŸtırmıştır. Ancak KaraosmanoÄŸlu BektaÅŸilik’in sırlarını açıklamak ve üstelik BektaÅŸilik’i küçük düşürmekle suçlandığı için romanın ilk ve ikinci baskılarına yazdığı “izah”larla bu suçlamalara karşı kendini savunmak gereÄŸini duymuÅŸtur.

Bireyci sanattan vazgeçtikten sonra yazdığı ilk roman olan Kiralık Konak’ta KaraosmanoÄŸlu, II. MeÅŸrutiyet yıllarında BatılılaÅŸma hareketinin yol açtığı deÄŸer kargaÅŸasını, geleneklerden ve eski yaÅŸam biçiminden ayrılışı ve kuÅŸaklar arasındaki kopukluÄŸu sergiler. Romanda yazar adına konuÅŸan Hakkı Celis, baÅŸlangıçta yurt sorunlarına karşı ilgisiz, âşık, içli bir ÅŸairken, sonradan bilinçlenerek deÄŸiÅŸir, bireyin deÄŸil, toplumun önemli olduÄŸunu anlar ve “milli ideal” denen bir sevdaya tutulur. Bu ideal geleceÄŸin Türkiye’si ve ulusudur. KaraosmanoÄŸlu romanın öbür kiÅŸilerini ve dolayısıyla toplumu, bu yeni bilince ulaÅŸmış Hakkı Celis’in gözleriyle deÄŸerlendirir ve yargılar. Ona göre geleceÄŸin Türkiye’sinde ne geçmiÅŸin Osmanlı’sının, ne Batı hayranlarının, ne de yurt sorunlarından habersiz, yalnızca sanata tapan bireyci aydınların yeri vardır. Romanın baÅŸ kiÅŸileri gerçi belli tiplere örnek olarak sunulmuÅŸlardır, ama KaraosmanoÄŸlu bunları çok yönlü bireyler olarak yaÅŸatmayı amaçlar.

1942′de CHP Roman ArmaÄŸanı’nda ikinciliÄŸi kazanmış olan Yaban, KaraosmanoÄŸlu’nun en baÅŸarılı romanı sayılır. Anadolu köylüsünün gerçeklerini dile getirdiÄŸi ve Türk aydını ile köylüsü arasındaki uçurumu gözler önüne serdiÄŸi için övülmüştür. Ancak bazı eleÅŸtirmenler de KaraosmanoÄŸlu’nu, köylüye tepeden bakmak ve onu hor görmekle suçlamışlardır. Kiralık Konak ile Sodom ve Gomore’de Osmanlı düşüncesini sürdürenlerle Batı hayranı alafranga sınıfın toplumdaki çürüyen organlar olarak nitelenmeleri gibi, Yaban’da da gerici Anadolu köylüsü yoz bir sınıf olarak sunulur. Yeni ulusu yaratmak görevi de vatanı kurtaracak olan aydınlara düşmektedir. Yaban hem Anadolu’yu ve köylüyü konu edinen ilk önemli roman olmasıyla hem de çirkin bir gerçekliÄŸi ÅŸiirsel bir üslupla dile getirmedeki baÅŸarısıyla Türk roman tarihinde saygın bir yere sahiptir.

Karaosmanoğlu toplumsal sorunlara belli bir siyasal açıdan eğilmiş bir romancı olmakla birlikte, bu sorunlara yaklaşımını elden geldiğince sanatsal bir düzeyde tutmaya çalışmıştır. Ona karşı yapılan eleştiriler daha çok romanlarının içeriğine ve bazen de diline yönelik olmuştur. Ruhsal çözümlemede, karakter yaratmada ve ele aldığı dönemin toplumsal gerçekliğini yansıtmadaki başarısı övgüyle karşılanmıştır.

YAPITLAR (başlıca): Roman: Kiralık Konak, 1922; Nur Baba, 1922; Hüküm Gecesi, 1927; Sodom ve Gomore, 1928; Yaban, 1932; Ankara, 1934; Bir Sürgün, 1937; Panaroma, 2 cilt, 1953-1954; Hep O Şarkı, 1956. Öykü: Bir Serencam, 1913; Rahmet, 1923; Milli Savaş Hikâyeleri, 1947. Anı: Zoraki Diplomat, 1955; Anamın Kitabı, 1957; Vatan Yolunda, 1958; Politikada 45 Yıl, 1968; Gençlik ve Edebiyat Hatıraları, 1969. Çeşitli: Bütün Eserleri (bibliyografya içerir), ilk 15 cilt, (ö.s.), A.Öskırımlı (yay.), 1977-1984

Adnan Menderes Cumartesi, Mar 31 2007 

Adnan Menderes = Türkiye Başbakanı

DoÄŸum             1899  Aydın, Osmanlı Devleti

Ölüm    17 Eylül 1961  / İmralı Adası, Türkiye

Görev süresi     22 Mayıs 1950 – 27 Mayıs 1960

Önce gelen       Åžemsettin Günaltay

Sonra gelen      Cemal Gürsel

Siyasi Parti       Cumhuriyet Halk Partisi  / Demokrat Parti

 

(tam adı: Ali ADNAN Ertekin MENDERES, 1899–1961), 1950–1960 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti baÅŸbakanlığı görevinde bulunmuÅŸtur.

1899′da, Aydınlı zengin bir çiftçinin oÄŸlu olarak doÄŸdu. Büyük babası Hacı Ali PaÅŸa Kırım Tatarlarından olup EskiÅŸehir çevresinden Tire taraflarına göç etmiÅŸtir. İbrahim Ethem Bey’le, Tevfikan Hanım’ın oÄŸludur.Kız kardeÅŸi Melike küçük yaÅŸta ölmüştür.İzmir’in ünlü ailelerinden,Yemişçi başı Berin Hanım’la evlenmiÅŸ, ondan Yüksel,Mutlu,Aydın olmak üzere üç oÄŸlu olmuÅŸtur. İlkokuldan sonra, Kızıl çullu Amerikan Koleji’nden mezun oldu. “1.Dünya Savaşı’nda yedek subay eÄŸitimi gördü. Fakat hastalandığı için cepheye gidemedi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1935 yılında mezun oldu. KurtuluÅŸ Savaşı’nda savaÅŸtı İstiklal Madalyası aldı.


Aydın’da, 1930′da, kısa süreli “Serbest Cumhuriyet Fırkası”nın bir kolunu organize etti. Bu partinin kapatılmasından sonra Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) katıldı.(1931) 1945 yılında parti içi muhalefetten dolayı ihraç edildi.


7 Haziran 1946′da, Demokrat Parti’yi, yani Türkiye’deki ilk yasal muhalefet partisini kurdu. 1946 seçimlerinde Celal Bayar’dan sonra partideki ikinci önemli adam haline geldi.


14 Mayıs 1950 seçimlerinden sonra DP iktidara geldi, ve Menderes baÅŸbakan oldu. İlk çok partili seçim olan 21 Temmuz 1946 tarihindeki seçimlerin aksine, Menderes hükümeti “açık oy gizli tasnif” yöntemi ile deÄŸil, “gizli oy açık tasnif” ile seçilmiÅŸtir. 10 yıllık baÅŸbakanlık döneminde Türk iç ve dış politikasında büyük deÄŸiÅŸimler meydana geldi. Tarım makineleÅŸtirildi; ulaşım, enerji, eÄŸitim, saÄŸlık, sigorta ve bankacılık ilerledi. Türkiye, ilerleme konseptini öğrendi. Aynı zamanda, bu dönemde Türkiye, Kore Savaşı’na asker yolladı; böylece NATO’ya giriÅŸin temelleri atılmış oldu.


Son Menderes hükümeti(23. hükümet) Kıbrıs konusunda imzaladıkları ortaklık anlaÅŸmasına garantörlük maddesini yerleÅŸtirerek Türk ordusunun 1974 yılında iki aÅŸamada gerçekleÅŸtirdiÄŸi Kıbrıs Barış Harekatı’nın hukuki zeminini hazırlamış , önemli ve yaÅŸamsal bir uluslararası baÅŸarıya imza atmıştır.Türkiye, 1959 yılında hazırlanan ve 1960’da Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluÅŸuyla uluslararası geçerlilik kazanan Garanti AnlaÅŸması’ndan doÄŸan haklarını kullanarak sözkonusu müdahaleyi gerçekleÅŸtirmiÅŸtir.Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’ye garantörlük sıfatını veren ve Kıbrıs’ın bağımsızlığını tanıyan Garanti AnlaÅŸması’nın(Londra AnlaÅŸması,1959) 2. Maddesi şöyledir: “Yunanistan, Türkiye ve BirleÅŸik Krallık, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bu anlaÅŸmanın birinci maddesinde gösterilen yükümlülüklerini göz önüne alarak, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü, güvenliÄŸini ve aynı zamanda Anayasa’nın temel maddeleriyle kurulan düzenini tanırlar ve garanti ederler”


Yukarıdaki madde ile Garantörlük görevini üstlenen ülkelerin ise adada düzenin bozulması halinde adaya ortak veya tek baÅŸlarına müdahale edecebilecekleri 4. Maddenin son paragrafında belirtilmektedir. Sözkonusu madde şöyledir: “Ortak veya anlaÅŸarak hareket olası olmadığı takdirde garanti veren her üç devletten herbiri, bu anlaÅŸma ile kurulan düzeni tekrar kurmak amacı ile harekete geçmek hakkını saklı tutar.”[Derleyen : Fatma Demirel , www.abhaber.com] BaÅŸbakan Adnan Menderes antlaÅŸmayı , düşen uçağından saÄŸ kurtulması sonucu bakım ve tedavi için kaldırıldığı klinikte , Londra’da imzaladı. Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum cemaatleri de anlaÅŸmayı imzaladılar


 



 


Londra Anlaşması için Başabakan Adnan Menderes ve


refakatındakileri götüren THY’nın “Sev” uçağı


Londra Gatick havaalanı civarında düştü.


5 mürettebat ve 9 yolcu öldü. Kazada, Başbakan


Adnan Menderes hafif yaralarla kurtuldu - 1959


 


 


 


Menderes, geleneksel aile yaÅŸam tarzına daha toleranslıydı ve laiklik konusuna Atatürk ve partisinden daha “olumsuz” bakıyordu. İnönü döneminden o güne kadar Türkçe okunması mecburi olan ezanın istenilen dilde okunabilmesini serbest bıraktı, ancak bundan sonra ezan hep arapça okundu. Batı yanlısı olmakla beraber önceki baÅŸbakanlara göre Müslüman ülkelerle de yakın iliÅŸkiler kuruyordu. Menderes, daha liberalve dışa baÄŸlı bir ekonomi görüşüne sahipti; yani daha fazla özel giriÅŸime izin verdi. Ekonomik giriÅŸimleri toplumun fakir kesimini (kısa vadede) mutlu etti, ama ülkede aşırı ithalata sebep oldu. Menderes, en çok eleÅŸtiriyi, dışa bağımlılık politikaları yüzünden almıştır. Atatürk zamanında milli servet namına kurulan uçak motoru, traktör ve basma fabrikaları Menderes döneminde uygulanan yanlış politikalar yüzünden kapatılmıştır.


Menderes, toplumun entellektüel kesimi ve (Atatürk devrimlerinin tehlikede olduÄŸunu düşünmekte olan) askeri kesim arasında popülerliÄŸini giderek yitirmeye baÅŸladı. Bu geliÅŸmeler politik yaÅŸamının sonunu hazırlayan faktörler oldu. Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cemal Gürsel kendi kiÅŸisel vatanperver perspektiflerini bir gece once sohbet ettiÄŸi Milli Savunma Bakanı’na ve dolayısıyla hükümete sunduÄŸu icin erken emekliye sevkedilerek zorunlu izne gönderildi. Bu mektubunda, Adnan Menderes’e olan saygı ve desteÄŸini açık bir ÅŸekilde ‘CumhurbaÅŸkanlığına Sayın Adnan Menderes getirilmelidir. Bu muhterem zatı her ÅŸeye raÄŸmen milletin çoÄŸunluÄŸunun sevmekte olduÄŸuna kanim. Bu sevgiden istifade edilerek kırılanların gönülleri alınmalı ve millete yeniden güven telkin edilmelidir’ görüşleriyle ifade eden “Cemal AÄŸa”, Silahli Kuvvetlerin tüm kademelerine iletilen ve ordunun mutlaka siyasetten uzak kalmasini tavsiye eden ikinci bir veda mektubuna ragmen, 27 Mayıs 1960 gününde gerçekleÅŸtirilen, Gursel ile alakasi olmayan ve kendisinin ne planlayip nede katildigi, albay ve daha alt rutbelilerin yuruttugu askeri müdahalenin daveti üzerine kurdugu Milli Birlik Komitesi’nin BaÅŸkanlik görevini üstlendi ve devrim lideri olarak tanıtılarak kabul edildi. DP üyeleri çeÅŸitli suçlardan, askeri harekatin idarecilerinin istegi uzerine, Yassıada’da yargılandılar.


 




Prime Minister Adnan Menderes with people



Prime Minister Adnan Menderes at the airpor


 


 


 


 


 


 


 


Menderes’e isnad edilen suçlar arasında Üniversite yönetimine ve öğrencilerine fazla baskıcı politika uygulaması gibi konular vardı. Sonu baÅŸtan belli dava nihayetinde Anayasa’yı ihlal suçundan(146/1) Celal Bayar, Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu idama mahkum edildiler. Celal Bayar’ın cezası yaÅŸ haddi nedeniyle müebbed hapse çevrildi. Devlet Baskani Cemal Gursel ve Ismet Inonu’nun, diger dunya liderleri ile birlikte Menderes ve diger kabine uyelerinin idam cezalarinin affi dilekleri, albaylar ve alt düzeyli subaylardan kurulu komite tarafindan reddedildi. Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan 16 Eylül 1961, Adnan Menderes ise 17 Eylül 1961′de İmralı Adası’nda idam edildi. 7 Kasim 1964’de, Celal Bayar’in hapis cezasi Cumhurbaskani Cemal Gürsel’in affi ile kaldirildi. Adnan Menderes’in mezarı ölümünden 29 sene sonra İmralı’dan alınarak İstanbul’daki bir anıtmezara taşındı (17 Eylül 1990).


-Kore’ye asker gönderdi ve batı dünyasının yanında yer aldı.Bu davranışı NATO’ya girmemize zemin hazırladı ve SSCB karşısında bir güç elde ettik.


-Nato’ya üye oldu.


-1958’de Amerika’ya Türkiye’de askeri üs kurma izni verdi.


 


 


 


Daha sonraları, Aydın’da bir üniversiteye (Adnan Menderes Üniversitesi) ve İzmir’de uluslararası bir hava limanına (Adnan Menderes Hava Limanı) onun adı verilmiÅŸtir.


 


"http://www.medyaline.com/resimupload/files/menderesidam.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.


 


Adnan Menderes ile ilgili özlü sözler bulunur.


Son Mektubu == Adnan Menderes’in idam edilmeden önce yazdığı son mektubu; Sizlere dargın deÄŸilim. Sizin ve diÄŸer zevatın iplerinin hangi efendiler tarafından idare edildiÄŸini biliyorum. Onlara da dargın deÄŸilim. Kellemi onlara götürdüğünüzde deyiniz ki, Adnan Menderes hürriyet uÄŸruna koyduÄŸu başını 17 sene evvel almadığınız için sizlere müteÅŸekkirdir. İdam edilmek için ortada hiçbir sebep yok. Ölüme kadar metanetle gittiÄŸimi, silahların gölgesinde yaÅŸayan kahraman efendilerinize acaba söyleyebilecek misiniz? Åžunu da söyleyeyim ki, milletçe kazanılacak hürriyet mücadelesinde sizi ve efendinizi yine de 1950’de olduÄŸu gibi kurtarabilirdim. Dirimden korkmayacaktınız. Ama ÅŸimdi milletle el ele vererek Adnan Menderes’in ölüsü ebediyete kadar sizi takip edecek ve bir gün sizi silip süpürecektir. Ama buna raÄŸmen duam [bu kelimenin üzeri çizilip merhametim yapılmıştır] sizlerle beraberdir


 

Abdi İpekçi ( 1929)- (01.02.1979) Cumartesi, Mar 31 2007 

http://frazer.rice.edu/~erkan/blog/archives/abdiipekci.jpg

 

929 senesinde İstanbulda doÄŸdu. İlköğrenimini gördükten sonra Galatasaray Lisesini bitirdi. Sonra bir müddet Hukuk Fakültesine devam etti. Yeni Sabah, Yeni İstanbul ve İstanbul Ekspres gibi çeÅŸitli gazetelerde spor muhabiri, sayfa sekreteri ve yazı iÅŸleri müdürü olarak çalıştı. Ali Naci Karacan’ın çıkardığı Milliyet Gazetesinin yazı iÅŸleri müdürlüğünü yaptı. Bir müddet sonra da genel yayın müdürü oldu. 1961 senesinden 1 Åžubat 1979 tarihine kadar aynı gazetenin baÅŸyazarlığını da yürüten Abdi İpekçi, Türkiye Gazeteciler Sendikesi, Türkiye Basın Enstitüsü BaÅŸkanlığı, İstanbul Gazeteciler Cemiyeti ve Uluslararası Basın Enstitüsünün ikinci baÅŸkanlığı, Basın Åžeref Divanı genel sekreterliÄŸi gibi vazifelerde bulundu. 1 Åžubat 1979 gecesi İstanbuldaki evinin yakınlarında kimliÄŸi meçhul kiÅŸi ya da kiÅŸiler tarafından öldürüldü.

http://www.byegm.gov.tr/YAYINLARIMIZ/yuzyil/images/1970-1979/Image202001.jpg

 

 

 

ESERLERİ
Abdi İpekçinin Afrika, İhtilalin İçyüzü, Dünyanın Dört Bucağından gibi eserleri vardır.

Piri Reis (?-1552) Cumartesi, Sep 30 2006 

Osmanlı, denizci. Dünya haritaları ve denizcilik kitabıyla tanınmıştır.

 

DoÄŸum tarihi kesin olarak bilinmiyor. 1465-1470 arasında Gelibolu’da doÄŸdu. Kahire’de öldü. Asıl adı Muhiddin Pirî’dir. Karamanlı Hacı Ali Mehmed’in oÄŸlu ve ünlü Osmanlı denizcisi Kemal Reis’in yeÄŸenidir. Akdeniz de korsanlık yapmakta olan amcasının yanında yaklaşık 1481′den sonra denize açıldı. 1487′de onunla birlikte İspanya’daki Müslümanlar’ın yardımına gitti. 1491-1493 arasında Sicilya, Sardunya, Korsika adalarına ve güney Fransa kıyılarına yapılan akınlara katıldı. Amcasıyla birlikte Osmanlı Devleti’nin hizmetine girerek 1499-1502 Osmanlı-Venedik Savaşı’nda bir savaÅŸ gemisinde kaptanlık yaptı. 1511′de amcasının ölümü üzerine Gelibolu’ya çekilerek Kitab-ı Bahriye (Denizcilik Kitabı) üzerinde çalıştı ve 1513′te bir dünya haritası çizdi.
(more…)

Mehmet Akif Ersoy (1873-1936) Cumartesi, Sep 30 2006 


Türk, ÅŸair. İstiklal Marşı’nı yazmış, günlük konuÅŸma dilinin ÅŸiirle kaynaÅŸmasını saÄŸlayarak halkçı bir nazmın doÄŸuÅŸuna ön ayak olmuÅŸtur.

İstanbul’da doÄŸdu, 27 Aralık 1936′da aynı kentte öldü. Bir medrese hocası olan babası doÄŸumuna ebced hesabıyla tarih düşerek ona “Rağıyf” adını vermiÅŸ, ancak bu yapma kelime anlaşılmadığı için çevresi onu “Âkif” diye çağırmıştır. Babası Arnavutluk’un ÅžuÅŸise köyündendir, annesi ise aslen Buharalı’dır. Mehmed Âkif ilköğrenimine Fatih’te Emir Buharî mahalle mektebinde baÅŸladı. Maarif Nezareti’ne baÄŸlı iptidaîyi ve Fatih Merkez Rüştiyesi’ni bitirdi. Bunun yanı sıra Arapça ve İslami bilgiler alanında babası tarafından yetiÅŸtirildi. Rüştiye’de “hürriyetçi” öğretmenlerinden etkilendi. Fatih camii’nde İran edebiyatının klasik yapıtlarını okutan Esad Dede’nin derslerini izledi. Türkçe, Arapça, Farsça, ve Fransızca bilgisiyle dikkati çekti. Mekteb-i Mülkiye’nin idadi (lise) bölümünde okurken ÅŸiirle uÄŸraÅŸtı. Edebiyat hocası İsmail Safa’nın izinden giderek yazdığı mesnevileri ÅŸair Hersekli Arif Hikmet Bey övgüyle karşıladı. Babasının ölümü ve evlerinin yanması üzerine mezunlarına memuriyet verilen bir yüksek okul seçmek zorunda kaldı. 1889′da girdiÄŸi Mülkiye Baytar Mektebi’ni 1893′te birincilikle bitirdi.
(more…)

Evliya Çelebi (1611-1682) Cumartesi, Sep 30 2006 

Türk, gezgin. Gezdiği yerlerde toplumların yaşama düzenini ve özelliklerini yansıtan gözlemler yapmıştır.

Evliya Çelebi b.DerviÅŸ Mehmed Zillî İstanbul’da Unkapanı’nda doÄŸdu, 1682′de Mısır’dan dönerken yolda ya da İstanbul’da öldüğü sanılmaktadır. Babası DerviÅŸ Mehmed Zillî, sarayda kuyumcubaşıydı. Evliya Çelebi’nin ailesi Kütahya’dan gelip İstanbul’un Unkapanı yöresine yerleÅŸmiÅŸti. İlköğrenimini özel olarak gördükten sonra bir süre medresede okudu, babasından tezhip, hat ve nakış öğrendi. Musiki ile ilgilendi. Kuran’ı ezberleyerek “hafız” oldu. Enderuna alındı, dayısı Melek Ahmed PaÅŸa’nın aracılığıyla Sultan IV. Murad’ın hizmetine girdi.
(more…)

Mustafa ArmaÄŸan (1961, Cizre) Salı, Aug 29 2006 

    http://www.turkishtime.org/16/images/42-2-2.jpg

    Urfalı bir anne-babanın çocuÄŸu olarak Cizre’de doÄŸdu (1961).
    İlk ve orta öğrenimini Bursa’da tamamladı.
    İÜ Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümü’nden mezun olduktan sonra çeÅŸitli yayınevlerinde editör olarak çalıştı. 1995-1996 arasında İzlenim dergisinin yayın yönetmenliÄŸini yürüttü.
    Sosyal Bilimler Ansiklopedisi (Risale Yayınları, 4 cilt) ve
    Osmanlı Ansiklopedisi (Ağaç Yayıncılık, 7 cilt) adlı çalışmalarının yayın koordinatörlüklerinde bulundu.
    M. M. Åžerif’in 4 ciltlik İslam Düşüncesi Tarihi adlı derlemesi (İnsan Yayınları, 1990-91) yayına hazırladı. Türkiye Yazarlar BirliÄŸi tarafından iki defa ödüle layık görüldü:
    Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası (F.Capra’dan tercüme, 1989) ve Åžehir,
    ey Åžehir (deneme, 1997).
    Telif kitapları olan Gelenek (1992), Gelenek ve Modernlik Arasında (1995),
    Şehir Asla Unutmaz (1996) ve Bursa Şehrengazi (199 8) dışında derleme ve çeviri olarak çok sayıda kitabı bulunmaktadır.
    Halen Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nda Yayın Bölümü yöneticisi olarak görev yapmaktadır.

Prof. Dr. Seyyid Hüseyin Nasr (1933 - …. ) Pazartesi, Aug 28 2006 

    Prof. Dr. Seyyid Hüseyin Nasr (1933 -  .... )Seyyid Hüseyin Nasr, 7 Nisan 1933 yılında Tahranda doğdu.
    Yüksek öğrenimini ABDde Massachusette Institute of Technologyde fizik dalında yaptı.
    Harvard Üniversitesinde jeoloji ve jeofizik alanında yüksek lisans, bilim tarihi alanında da doktora yaptıktan sonra 1958 yılında İrana döndü.
    Bir süre Tahran Üniversitesinde felsefe ve bilim tarihi profesörlüğünde bulundu.
    1962-1965 yılları arasında Harvardda bilim tarihi dersleri verdi.

    1972 yılında Tahran Üniversitesi rektörlüğüne getirildi.
    Dünyanın birçok yerinde İslâm, felsefe, karşılaştırmalı din ve çevre bunalımı gibi konular üzerine konferanslar verdi. Gifford Lectures (1981), The Cadbury Lectures (1994), Burke Lecture (1995) ve Paul Watson Lecture (1995), Batı üniversitelerinde verdiği önemli ve ünlü konferanslardır. Doğu ve Batı dillerinde 250 civarında makalesi bulunan Nasr, halen ABDde George Washington Üniversitesinde İslâm araştırmaları profesörü olarak görev yapmaktadır.
    Eserleri ; İslâm ve Modern İnsanın Çıkmazı, İslâm’da Düşünce ve Hayat,İslâm ve İlim, Modern Dünyada Geleneksel İslâm, Molla Sadra ve İlahi Hikmet, İslâm Sanatı ve Maneviyatı, Bir Kutsal Bilim İhtiyacı, Kutsalın PeÅŸinde, Makaleler I, Makaleler II, SöyleÅŸiler

Senai Demirci Pazar, Aug 27 2006 



    KiÅŸisel Bilgiler:

    Medeni Durum: Evli, 3 Çocuk
    DoÄŸum Yeri: Samsun/Terme
    DoÄŸum Tarihi: 11.11.1964

    EÄŸitim:
    1983-1990 Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi (İngilizce Tıp Eğitimi), İstanbul
    1982-1983  Ondokuzmayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi (Temel Bilimler), Samsun
    1981-1982 Hacettepe Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu (İngilizce), Ankara
    1975-1981 Terme Lisesi, Samsun, Terme1970-1975 Atatürk İlkokulu, Samsun, Terme

     Lisan:
    Almanca, Orta Derecede,
    İngilizce, İyi Derecede

     Bilgisayar:
    PC Word
    Powerpoint
    Görsel Tasarım Programları
    (more…)

Farabî (874 - 950) Salı, Aug 15 2006 

    http://www.philos-website.de/bilder/Farabi2.jpg

    Felsefenin Müslümanlar arasında tanınmasında ve benimsenmesinde büyük görevler yapmış olan Türk filozoflarının ve siyasetbilimcilerinden Fârâbî’nin, fizik konusunda dikkatleri çeken en önemli çalışması, BoÅŸluk Üzerine adını verdiÄŸi makalesidir. Fârâbî’nin bu yapıtı incelendiÄŸinde, diÄŸer Aristotelesçiler gibi, boÅŸluÄŸu kabul etmediÄŸi anlaşılmaktadır.

    (more…)

Next Page »