Seyyid Kutub Pazar, Aug 13 2006
Önder Şahsiyetler 7:16 pm

Haci ibrahim Kutub’un oglu olan Seyyid Kutup, 1906′da Asyut kasabasina bagli Kalia köyünde dünyaya geldi. Babasi köyde, sayilan bir kisi ve Vatan Partisinin bir üyesi olarak bilinmekteydi.
O zaman bu partinin baskanliginda Mustafa Kamil vardi. Haci Ibrahim Kutup ziraatla ugrasir, elde ettigi mahsulün bir kismini satar bir kismini da fakirlere infak ederdi. Annesi ise çok mütedeyyin ve asil bir aileye mensup birisiydi. Seyyid Kutub’a terbiyesiyle, sevgi ve sefkatiyle çok tesir etmisti.
Seyyid Kutup’un Hamide ve Emine adli iki kiz kardesiyle Muhammed adinda küçük bir de erkek kardesi vardi. Daha Kahire’de okurken babasini kaybedince, annesinin ve kardeslerinin bütün mesuliyetleri onun üzerine yikilmis oluyordu. O cia bu durumdan oldukça sikilmisti. Bu sikintidan biraz olsun kurtulmak için, annesini Kahire’ye tasinmaya razi eder ve Kahire`ye tasinirlar.
1940′da annesinin ani vefati Seyid Kutup’u oldukça etkilemisti. Kendisini. hayatta yalniz hissetmeye baslar. Bu konudaki duygularini bizzat kendisi bazi kitaplarinda anlatmaktadir.
Seyyid Kutub, 20. yüzyılın en büyük ve önemli düşünürlerinden biridir. O inancı uğruna tüm sıkıntı ve güçlüklere göğüs geren, hatta bu yolda canını vermekten dahi çekinmeyen düşünceleriyle, yaşantısıyla çevresine ışık saçan önder bir şahsiyettir.
Seyyid Kutub, Yüce Allah’ın: “Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söz e sadık kaldılar. Onlardan kimi (Allah yolunda ÅŸehid edilmek suretiyle) adağını yerine getirdi, kimi de (ÅŸehid olmayı) beklemektedir. (Ahidlerinde) hiçbir deÄŸiÅŸiklik yapmamışlardır” (Ahzab, 33/23) ayetinde sözü edilen kiÅŸilerden olduÄŸuna inandığımız ve çağın yetiÅŸtirdiÄŸi müstesna insanlardan biridir.
Dindar ve Seçkin Bir Aileye Mensuptu
1906′da Mısır’ın Asyut kasabasında doÄŸan Seyyid Kutub aslen Arabistanlıdır. Dedesi Åžeyh Vakur, Arabistan’dan Mısır’a göç etmiÅŸ ve burada çiftçilikle uÄŸraÅŸmaya baÅŸlamıştır. Dedesi ilim, takva ve güzel ahlakıyla ünlüydü. Anne ve babası da çok dindar ve takva sahibi insanlardı. Kutub, kendisi annesine ithaf ettiÄŸi “Kur’an-ı Kerim’de Edebi Tasvir” adlı eserinde, onun dinine ne kadar baÄŸlı bir kadın olduÄŸundan söz eder.
Seyyid Kutub, annesinin yoÄŸun istek ve teÅŸvikiyle küçük yaÅŸlarda Kur’an’ı ezberledi. Babası İbrahim Kutub’a ithaf ettiÄŸi “Kur’an’da Kıyamet Sahneleri” adlı eserinde şöyle der: “Babamın en çok dikkat ettiÄŸi ÅŸey, bizim ruhumuza ahiret duygusunu yerleÅŸtirmekti.”
İlk eÄŸitimini aile içinde aldıktan sonra, el-Ezher Üniversitesinde orta ve lise tahsilini yaptı. Daha sonra Daru’l-Ulum Fakültesi’ni bitirdi. 1933′te aynı fakültede edebiyat dalında öğretim görevlisi olarak çalışmaya baÅŸladı. O dönemde “Yeni Fikir” adı altında bir dergi çıkardı. 1941′de sosyoloji doktorası yapmak üzere Maarif vekaleti tarafından Amerika’ya gönderildi. Yine aynı dönemlerde Müslüman KardeÅŸler cemaatiyle birtakım iliÅŸkilere girmiÅŸti. 1945′te Amerika’dan döndükten bir süre sonra da, tamamen bu cemaate katıldı.
Cahiliyeden Hidayete
Seyyid Kutub’un hayatı, iki döneme ayrılır:
Birincisi, Allah’a olan inancını da koruyarak, sosyalizme yöneldiÄŸi ve daha çok edebi çalışmalara ağırlık verdiÄŸi dönemdir ki, kendisi bunu “cahiliye dönemi” olarak adlandırır. Bu dönemde “Dikenler”, “Köyden Bir Çocuk” ve “Sihirli Åžehir” adlı üç romanı yayınlanmıştır.
İkincisi, İslami fikir ve anlayışının derinleÅŸtiÄŸi ve olgunlaÅŸtığı ve Müslüman KardeÅŸler’e katıldığı dönemdir.
Zulüm ve İşkence
Seyyid Kutub, 1954′te tutuklanarak askeri hapishaneye kondu. Hapishane cellatları tarafından ağır iÅŸkencelere maruz kalması sonucunda mide ve bağırsak kanamasına maruz kaldı. Buna raÄŸmen cellatlar eÄŸitilmiÅŸ köpeklerle onu kovalıyor, hastalık ve yorgunluktan dolayı bir an bile koÅŸamadığı zaman köpekler vücudunu parçalıyordu. Mahkemesini izlemek amacıyla Mısır’a gelen insan hakları temsilcisinin Seyyid Kutub’un vücudundaki iÅŸkence izlerini görmemesi için mahkemesi ertelendi. İnsan hakları temsilcisinin Mısır’dan ayrılmasından iki hafta sonra Kutub, mahkemeye çıkarılarak 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Hapiste on yıl kaldıktan sonra sıhhi sebeplerden dolayı serbest bırakıldı. Ama kendi evinde zorunlu ikamete tabi tutuldu.
1965′te “Yoldaki İşaretler” adlı eserinden dolayı tekrar tutuklanan Kutub, bu kez üç - dört hastalığa birden yakalanmış, yaşı da 60′a dayanmıştı. Cellatlar tam dört gün boyunca onu baÄŸladılar, yiyecek ve içecekten de mahrum bıraktılar. Su istediÄŸinde cellatlar suyu getiriyor ancak ona vermiyor, daha fazla eziyet çektirmek için getirilen suyu gözleri önünde yere döküyorlardı. (1) Yapılan bunca iÅŸkenceye raÄŸmen onu davasından vazgeçiremeyince bu kez psikolojik iÅŸkence yapmaya baÅŸladılar. 25 yaşındaki mühendis yeÄŸeni Rıfat Bekr eÅŸ-Åžafii’yi getirerek gözleri önünde ona akıl almaz iÅŸkenceler yaptılar. İşkencelere dayanamayan Rıfat dayısının gözleri önünde ÅŸehit oldu. (2) Bu yolla da Kutub’u vazgeçiremeyince bu kez Azmi adındaki diÄŸer yeÄŸenini getirerek abisi Rıfat gibi ÅŸiddetli iÅŸkencelere tabi tuttular. Az daha o da abisi gibi ÅŸehit olacaktı. Cellatlar bununla da yetinmeyerek Åžehit Rıfat’ın annesi Nefise Kutub ile Seyyid Kutub’un diÄŸer kız kardeÅŸi Emine Kutub’a da dehÅŸet verici iÅŸkenceler yaptılar. OÄŸlu Rıfat ÅŸehit edildikten sonra Nefise hanım serbest bırakıldı. Kız kardeÅŸi Emine Kutub’un tutukluluk hali ise devam etti. Daha sonra sözde mahkemeye çıkarılan Emine Kutub 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve bir bölümü askeri hapishanede diÄŸer bölümü de Kanatir cezaevinde olmak üzere toplam altı yıl dört ay hapis yattıktan sonra serbest bırakıldı. (3)
“Zalimlerden Özür Dilemem”
Caniler burada zikrettiÄŸimiz ve zikredemediÄŸimiz onca iÅŸkenceye raÄŸmen Seyyid Kutub’u davasından vazgeçiremeyince diÄŸer kız kardeÅŸi Hamide Kutub vasıtasıyla kendisiyle pazarlık yapmaya baÅŸladılar. Caniler Hamide Kutub vasıtasıyla kendisine ÅŸu teklifte bulundular: “Åžimdiye kadarki söz ve hareketlerinde yanıldığını beyan ederek CumhurbaÅŸkanı Cemal Abdünnasır’dan özür dilediÄŸin takdirde, idam hükmünü bozacak ve seni serbest bırakacaktır.” Hamide Kutub, aÄŸabeyinin affedilmesini ve yaÅŸamasını çok istiyordu. Bu yüzden de teklifi kendisine iletti. Üstad Kutub’un cevabı gayet açık ve tavizsizdi: “EÄŸer idamı hak etmiÅŸ olarak hakkın emri ile ipe çekiliyorsam buna itiraz etmek haksızlıktır. EÄŸer batılın zulmüne kurban gidiyorsam, batıldan merhamet dileyecek kadar alçalamam!..”
Bu sözleri onu ebedileştiren, tüm İslam aleminde örnek ve önder bir mücahit olarak tanınmasına vesile olan sözler olmuştur. Onun dünyevi bedeni idam yoluyla öldürülüp toprağa gömüldü, ama gösterdiği kararlılık fikirlerini kendisine yönelen inanç sahiplerinin önünü açan bir meşale kıldı.
Seyyid Kutub, eÅŸ-Åžeyh Abdülfettah İsmail ve Muhammed Yusuf HavvaÅŸ’la birlikte idama mahkum edilmiÅŸti. İdam kararı 29 AÄŸustos 1966′da infaz edildi
insanların Allah’ın yüce kitabını doÄŸru bir ÅŸekilde anlamalarına yardımcı olmak için büyük ve örnek çabalar ortaya koymuÅŸtur. İhlas ve samimiyetle ortaya konulan ilmi faaliyetlerde yanılma halinde bile sevap olduÄŸunu Allah Resulü (s.a.s.) bildirmiÅŸtir. O bir meÅŸale yakmıştır. Bize o meÅŸaleden istifade etmek düşüyor. Asıl izlenmesi gereken yol ise Allah’ın yoludur. Seyyid Kutub’un verdiÄŸi mesaj da zaten budur.
Biz onun için Allah’tan rahmet ve maÄŸfiret dilerken, Yüce Allah’ın ona lütfettiÄŸi ÅŸehadet mertebesini bize de lütfetmesini temenni ediyoruz
Makamın Cennet Olsun Azizim….
Ruhuna El-Fatiha
Bir Yanıt to “Seyyid Kutub”
Yorum Yapın
Yorum yapmak için giriş yapmış olmalısınız.
Şubat 20, 2007, 11:43 pm üzerinde
[...] Kutub Seyyid Kutub Haci ibrahim Kutub’un oglu olan Seyyid Kutup, 1906′da Asyut kasabasina bagli [...]